“Yazılmamış Kanun”: Norman Finkelstein ve Amerikan Üniversitelerinde İsrail’i Eleştirmenin Bedeli
Amerikan yükseköğretim dünyasında, hiçbir kılavuzda yazılı olmayan ancak her profesör ve yöneticinin zorlayıcı gücünü çok iyi bildiği bir ilke vardır: “Akademik özgürlük ve eleştiri hakkı dünyadaki tüm hükümetlerin politikaları için geçerlidir; tek bir kutsal istisna hariç: İsrail.” California Eyalet Üniversitesi Northridge (CSUN) matematik profesörü David Klein’ın, Profesör Norman Finkelstein’ı işe alma çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasına dair ifşa edici raporu, idari bürokrasinin nasıl bir sansür ve karakter suikastı silahına dönüştürüldüğünü gözler önüne seriyor.
8/4/20264 min oku


“Yazılmamış Kanun”: Norman Finkelstein ve Amerikan Üniversitelerinde İsrail’i Eleştirmenin Bedeli
David Klein’ın Sistematik Boykotlar ve Akademik Özgürlüğün Aşınması Üzerine Raporunun Analizi
Amerikan yükseköğretim dünyasında, hiçbir kılavuzda yazılı olmayan ancak her profesör ve yöneticinin zorlayıcı gücünü çok iyi bildiği bir ilke vardır: “Akademik özgürlük ve eleştiri hakkı dünyadaki tüm hükümetlerin politikaları için geçerlidir; tek bir kutsal istisna hariç: İsrail.” California Eyalet Üniversitesi Northridge (CSUN) matematik profesörü David Klein’ın, Profesör Norman Finkelstein’ı işe alma çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasına dair ifşa edici raporu, idari bürokrasinin nasıl bir sansür ve karakter suikastı silahına dönüştürüldüğünü gözler önüne seriyor.
1. DePaul Vakası: Siyaset Bilimin Önüne Geçince
Finkelstein’ın hikayesi, Haziran 2007’de DePaul Üniversitesi’nin, sahip olduğu muazzam akademik başarılara rağmen ona kadro (tenure) vermeyi reddetmesiyle kritik bir aşamaya girdi. Finkelstein, doktorasını Princeton’dan almış, 46 dile çevrilmiş beş temel eserin yazarı ve bölümündeki en popüler eğitmendi. Siyaset Bilimi Bölümü ve fakülte kurulları ezici bir çoğunlukla onun lehine oy kullanmış olsa da, Harvard’dan Alan Dershowitz liderliğindeki yoğun dış baskı, üniversite yönetimini bu karardan dönmeye zorladı.
Holokost çalışmalarının kurucusu Raul Hilberg, Finkelstein’ı savunarak şunu söylemişti: “Onun vizyon keskinliği ve analitik gücü tartışılmazdır.” Buna rağmen DePaul, İsrail lobisinin baskısı altında onu işten çıkardı. Klein, Finkelstein Yahudi olmasaydı onu yok etmek için “anti-semit” etiketinin yeterli olacağını, ancak o kendisi de her iki ebeveyni Nazi kamplarından kurtulan ve tüm ailesini bu kamplarda kaybeden bir Yahudi olduğu için, muhaliflerinin “Holokost inkârcısı” gibi çok daha aşağılık yaftalara başvurmak zorunda kaldığını vurguluyor.
2. Northridge’de (CSUN) Yıldırma Kampanyası
2008 yılında David Klein, Finkelstein’ı konuk akademisyen olarak CSUN’a getirmeye çalıştı. Teklif kamuoyuna duyurulur duyurulmaz, JDL (Yahudi Savunma Ligi), StandWithUs ve Hillel gibi gruplardan gelen tehdit ve protesto mektupları yönetimi ablukaya aldı. Klein’ın raporu, Rektör Yardımcısı Harry Hellenbrand’a ölüm tehditleri bile gönderildiğini not ediyor.
Finkelstein’ın ziyareti sırasında JDL üyeleri konferans salonunun ön sıralarına oturarak dinleyicilere kamera doğrultup onları fişlemeye çalıştı. Oturumları “Nazi”, “hasta köpek” ve “Holokost inkârcısı” çığlıklarıyla sabote etmeye çalıştılar. Ancak Finkelstein’ın sakinliği, bilimsel üslubu ve tarihsel gerçeklere titizlikle bağlı kalması, daha önceki propagandanın etkisi altında kalan birçok öğretim üyesi ve öğrenciyi şaşırttı.
3. Seçkinlerin Tanıklığı: Finkelstein’a Küresel Destek Koalisyonu
Klein’ın raporu, dünyanın en önemli entelektüellerinden bazılarının Finkelstein’a destek amacıyla CSUN yönetimine yazdığı mektupları içeriyor:
* Noam Chomsky (MIT): Finkelstein’ın çalışmalarını “titiz belgeleme, dikkatli araştırma ve sıra dışı bir dürüstlük” örneği olarak tanımladı.
* Khaled Abou El Fadl (UCLA Hukuk): Finkelstein’ı “dev bir entelektüel figür” olarak nitelendirdi ve dışlanmasını Amerikan eğitim idealleri için “ulusal bir utanç” olarak tanımladı.
* Sara Roy (Harvard): Kendisi de Holokost mağduru bir ailenin çocuğu olarak, Finkelstein’ın çalışmalarının derin bir “insan onuru” kaygısından ve “insanlıktan çıkarma” tehlikesine karşı bir duruştan beslendiğini vurguladı.
* Avi Shlaim (Oxford): Onu dünyadaki en yetenekli ve eleştirel Orta Doğu tarihçilerinden biri olarak tavsiye etti.
4. Bürokratik Veto: Rektörlük Katında Oyunun Sonu
Klein’ın raporunun en acı kısmı, CSUN rektörlüğünün bu talebi ele alma biçimidir. Fizik ve kimyadan gazetecilik ve kadın çalışmalarına kadar onlarca öğretim üyesinin desteğine ve hatta emekli bir profesörün pozisyonu finanse etmek için yaptığı 30.000 dolarlık bağış teklifine rağmen, Üniversite Başkanı Jolene Koester farklı bir yol seçti.
Tüm bilimsel ve etik argümanlar Finkelstein’ın lehineyken, yönetim “bürokratik kurallarda ani bir değişikliğe” sığındı. Rektör, üniversitenin artık -Gazetecilik gibi belirli bir bölümden talep gelse dahi- hiçbir konuk profesör çalıştırmayacağına dair bir politika kararı yayımladı. Klein’ın “Başkanlık Vetosu” olarak adlandırdığı bu karar, lobinin baskısını yatıştırmak adına akademik özgürlüğe indirilen son darbe oldu.
5. Sistematik Bir Sansür Modeli: Desmond Tutu’dan Sami Al-Arian’a
Final analizinde Klein, Finkelstein vakasını daha geniş bir eğilimin temsilcisi olarak görüyor. “Yazılmamış Kanun”un hüküm sürdüğünü kanıtlayan benzer vakalara işaret ediyor:
Nobel ödüllü *Desmond Tutu**’nun İsrail eleştirileri nedeniyle St. Thomas Üniversitesi’ne davetinin iptal edilmesi.
* Sami Al-Arian’ın Güney Florida Üniversitesi’nden kovulması ve hakkında dava açılması.
* Nadia Abu El-Haj’ın İsrail arkeolojisi üzerine yaptığı araştırmalar nedeniyle Barnard College’da kadro almasını engellemeye yönelik kampanyalar.
Klein, Amerikan üniversitelerinin, bilimin ve gerçeğin ideolojiye ve lobi gruplarının mali çıkarlarına kurban edildiği bir tür “Siyasi Lisenkoizm”den (Political Lysenkoism) muzdarip olduğunu savunuyor.
Sonuç
“Yazılmamış Kanun” bize, sözde ifade özgürlüğünün beşiğinde İsrail’i eleştirmenin ağır bir bedeli olduğunu söylüyor: İş kaybı, karakter suikastı ve ebedi kara liste. David Klein’ın raporu, konuşmalarında Kilise’ye karşı durduğu için Galileo’yu öven üniversite yöneticilerinin, modern lobi baskılarıyla karşılaştıklarında nasıl bizzat “Engizisyon” gibi davrandıklarını gösteriyor.
Norman Finkelstein’ın kovulması ve boykot edilmesi tek bir bireye yapılan bir saldırıdan daha fazlasıdır; Amerikan akademisinin dürüstlüğüne ve bağımsızlığına indirilmiş bir darbedir. Klein, üniversitelerin sadece gücün onayladığı seslerin duyulduğu “karanlık tiyatrolara” dönüştüğü bir ortamda, tüm toplumun bu kendi kendine dayatılan cehaletin bedelini ödeyeceği konusunda uyarıyor. Finkelstein, gerçeği iş güvencesiyle takas etmeyi reddeden bir profesörün sembolü olmaya devam ediyor ve bu “suçu” nedeniyle akademik dünyadan sürgün edilmiş durumdadır.