Norman Finkelstein: “Trump, İran Savaşı Konusunda Yanıltıldığı İçin Netanyahu’ya Öfkeli”
Washington ve Tel Aviv Arasındaki Stratejik Çıkmaz Üzerine Bir Analiz Yahudi Soykırımı Endüstrisi gibi ufuk açıcı eserlerin yazarı ve önde gelen siyaset bilimci Norman Finkelstein, TRT World’ün Round Table programında Amanda Brady’ye verdiği röportajda, Donald Trump ile Binyamin Netanyahu arasındaki derinleşen krizin perdelerini araladı. Finkelstein, dışarıdan bakıldığında görünen "özel ilişkinin" aksine, Beyaz Saray’da İsrail’in bölgesel manevralarına karşı derin bir hayal kırıklığının hâkim olduğunu savunuyor.
6/26/20263 min oku


Norman Finkelstein: “Trump, İran Savaşı Konusunda Yanıltıldığı İçin Netanyahu’ya Öfkeli”
Washington ve Tel Aviv Arasındaki Stratejik Çıkmaz Üzerine Bir Analiz
Yahudi Soykırımı Endüstrisi gibi ufuk açıcı eserlerin yazarı ve önde gelen siyaset bilimci Norman Finkelstein, TRT World’ün Round Table programında Amanda Brady’ye verdiği röportajda, Donald Trump ile Binyamin Netanyahu arasındaki derinleşen krizin perdelerini araladı. Finkelstein, dışarıdan bakıldığında görünen "özel ilişkinin" aksine, Beyaz Saray’da İsrail’in bölgesel manevralarına karşı derin bir hayal kırıklığının hâkim olduğunu savunuyor.
Trump’ın Öfkesi: Hesaplar Altüst Olunca
Finkelstein’ın argümanının merkezinde, Donald Trump’ın şu anda Netanyahu’ya karşı son derece "öfkeli" olduğu gerçeği yatıyor. Analiste göre bunun sebebi, İsrail Başbakanı’nın sunduğu hatalı öngörüler ve yanıltıcı istihbaratın, ABD’yi mevcut yönetim kapasitesini çok aşan bir çatışmanın içine sürüklemiş olmasıdır.
Finkelstein’a göre Netanyahu ve ekibi; lider kadrosunu hedef alan "başsız bırakma" stratejisi ile iç baskıların birleşmesi sonucu İran rejiminin hızla çökeceği varsayımıyla hareket etti. Ancak sahadaki gerçekler, bu hesapların nesnel istihbarattan ziyade siyasi hüsnükuruntulara dayandığını kanıtladı. Finkelstein, "Trump, Netanyahu’nun kendisini bir felakete sürüklediğini hissediyor," diyor ve ekliyor: "Ve her zamanki gibi Trump, bu başarısızlık için suçlayabileceği bir günah keçisi arıyor."
Kaba Kuvvet ile Stratejik Zekânın Karşı Karşıya Gelmesi
Röportaj sırasında Finkelstein, çatışan tarafların stratejik yeteneklerine dair sert bir karşılaştırma yaptı. Trump yönetimini, "kaba fiziksel şiddete" bel bağladığı ve net bir yol haritasından yoksun olduğu için eleştirdi. ABD’li yetkililerin "yok etmek" ve "enkaza çevirmek" gibi kelimelerden oluşan kelime dağarcığının, kaba kuvvet uygulama dışında stratejik bir derinlikten yoksun olduğunu belirtti.
Buna karşılık Finkelstein, İran’ın tepkisini son derece sofistike olarak nitelendirdi. Orta ölçekli bir ülkenin, küresel bir askeri süper güce ve onun bölgesel ortağına bu denli stratejik bir yenilgi yaşatabilmesinin, o ülkenin yönetim kadrosunun zekâsının bir kanıtı olduğunu ifade etti.
"Dalkavuklar ve Vasat Altı İsimler" Kabinesi
Finkelstein, bu stratejik başarısızlığın büyük bir kısmını Trump yönetiminin iç yapısına bağlıyor. Kendine has üslubuyla, Trump’ın "IQ’su üç haneli olan" herkesten tehdit algıladığını öne süren Finkelstein, bu yüzden Başkan’ın etrafını "dalkavuklar ve vasat altı kişilerle" doldurduğunu savundu.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth gibi isimlerin liyakatini açıkça sorgulayan Finkelstein, böylesine deneyimsiz bir ekibin bu roller için donanımsız olduğunu ve Netanyahu gibi deneyimli aktörler tarafından kolayca manipüle edildiğini savundu.
Gazze: "Savaş" Etiketinin Ötesinde
Finkelstein, bu platformu Gazze’deki duruma ilişkin tartışmalı duruşunu yinelemek için de kullandı. Son iki yıldır yaşananları tanımlamak için "savaş" terimini kullanmanın, "İsrail propagandasına suç ortaklığı yapmak" olduğunu iddia etti. Ona göre, geleneksel anlamda bir "muharebe" söz konusu değil; aksine, bölgeyi sistematik bir şekilde "yaşanılamaz hale getirme" çabası var.
Netanyahu’nun en başından beri hedefinin, kitlesel açlık, susuzluk ve sağlık altyapısının hedef alınması gibi silahları kullanarak "Gazze’yi boşaltmak" olduğunu savundu. Geçici ateşkesleri ise insani çabalar değil, Suudi Arabistan ile yapılacak anlaşmaya ve İbrahim Anlaşmaları’na zemin hazırlamak için başvurulan taktiksel manevralar olarak nitelendirdi.
Çıkış Stratejisi: Sessiz Bir "Modus Vivendi"
Amanda Brady’nin Trump’ın "çıkış stratejisi" hakkındaki sorusuna yanıt veren Finkelstein, Başkan’ın asla açıkça yenilgiyi kabul etmeyeceğini öngördü. Bunun yerine, Hürmüz Boğazı konusunda bir "modus vivendi" (geçici uzlaşı) beklediğini söyledi.
Finkelstein, "Muhtemelen boğazların açılması için arka kapı diplomasisiyle sessiz bir anlaşma yapılacak ve ardından Trump, konunun manşetlerden düşmesine izin verecek," dedi. Trump’ın büyük meseleleri bir gecede kamuoyunun bilincinden silme konusundaki tuhaf yeteneğine—tıpkı Grönland takıntısında olduğu gibi—dikkat çeken Finkelstein, böylece stratejik ve mali yükün bir sonraki yönetime devredileceğini belirtti.
Sonuç
Röportaj, çatırdayan bir ittifakın tablosunu çiziyor. Finkelstein’ın bakış açısına göre, ABD’nin kaba kuvvete, İsrail’in ise hatalı istihbarata olan güveni stratejik bir çıkmaza yol açtı. Milyarlarca dolarlık maliyet ve Amerikan prestijine vurulan darbe, Trump-Netanyahu ilişkisini eşi benzeri görülmemiş bir gerilime sürükledi. Finkelstein’ın vardığı sonuç ise net: Bu büyük bir stratejik zafer değil; "cinnet hali" ve derin bir liyakatsizliğin acı faturasıdır.