Finkelstein: İsrail "Çılgın Bir Devlet" ve Nazilerden Daha Kötü
Aşağıdaki yazı, ünlü Yahudi-Amerikalı tarihçi, yazar ve akademisyen Dr. Norman Finkelstein ile yapılan yakın tarihli bir röportaja dayanan analitik bir makaledir. Bu çalışma, Finkelstein'ın Gazze savaşı, ABD ve İsrail politikaları ve Filistin'in geleceğine dair argümanlarının özünü irdelemeyi amaçlamaktadır... Profesör Norman Finkelstein, sarsıcı ve sansürsüz bir röportajda, Gazze'deki mevcut durumun karanlık ama bir o kadar da gerçekçi bir tablosunu çiziyor. Finkelstein, konuşma boyunca diplomatik söylemleri ve medya propagandasını bir kenara bırakarak, sahada yaşananların gerçek mahiyetini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermeye çalışıyor.
11/24/20254 min oku


Finkelstein: İsrail "Çılgın Bir Devlet" ve Nazilerden Daha Kötü
Profesör Norman Finkelstein, sarsıcı ve sansürsüz bir röportajda, Gazze'deki mevcut durumun karanlık ama bir o kadar da gerçekçi bir tablosunu çiziyor. Finkelstein, konuşma boyunca diplomatik söylemleri ve medya propagandasını bir kenara bırakarak, sahada yaşananların gerçek mahiyetini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermeye çalışıyor.
1. Gazze Artık Yok: Yakıp Yıkma Stratejisi
Finkelstein'ın ilettiği temel mesaj, "ateşkes" veya statükoya dönüş tartışmalarının yanıltıcı olduğudur. Ona göre İsrail temel hedefine çoktan ulaşmıştır: Gazze'yi yaşanmaz hale getirmek.
Gazze'nin zehirli maddeler ve patlamamış mühimmatla karışık 50 milyon tonluk bir moloz yığınına dönüştüğüne dikkat çeken Finkelstein, İsrail'in Filistinlilerin önüne iki seçenek koyduğunu savunuyor: "Kal ve açlıktan öl ya da git." Altyapıyı tamamen yok eden İsrail'in, nüfus transferini (göçü) zorlamak amacıyla yeniden inşa olasılığını on yıllarca (belki de 2050'ye kadar) ortadan kaldırdığını ileri sürüyor.
2. Hamas ile Savaş Efsanesi
Finkelstein, İsrail'in savaşın amacının "Hamas'ın yok edilmesi" olduğu yönündeki argümanını kesin bir dille reddediyor. Çatışmanın ilk günlerinde İsrailli yetkililerin yaptığı açıklamalara (örneğin Netanyahu'nun Tevrat'taki "Amalek" hikayesine atıfta bulunarak tüm erkek, kadın ve çocukların öldürülmesini emretmesi gibi) atıfta bulunarak, amacın en başından beri nüfus temizliği olduğunu savunuyor.
Şok edici istatistikler sunan Finkelstein, şu anda ölen İsrailli ve Filistinli oranının yaklaşık 1'e 225 olduğunu belirtiyor ve soruyor: "Bu bir savaş mı yoksa bir kıyım mı?" Ona göre İsrail'in askeri operasyonu klasik bir savaş değil, Hamas'ın sadece ırkçı politikaları uygulamak için bir bahane olarak kullanıldığı bir imha operasyonudur.
3. ABD'nin Rolü: "Emlakçı" Trump'tan "Suç Ortağı" Biden'a
ABD politikalarını analiz eden Finkelstein, pratikte Biden ve Trump arasında çok az fark görüyor.
Donald Trump: Finkelstein, Trump'ı bir politikacı olarak değil, sadece kişisel çıkarlarını ve Suudi Arabistan ile yapılacak inşaat sözleşmelerinden elde edilecek kârı düşünen bir "gayrimenkul geliştiricisi" (emlakçı) olarak tanımlıyor. Trump'ın barış planlarının aslında ticari anlaşmalar olduğuna ve Arap ülkelerinin sadece ABD'yi hoş tutmak için bu oyuna dahil olduğuna inanıyor.
Joe Biden: Finkelstein, Biden yönetimini bu soykırımı mümkün kıldığı için doğrudan sorumlu tutuyor. Ona göre ABD, 7 Ekim'de aşağılanan İsrail'in "caydırıcılık kapasitesini" yeniden tesis etmek adına Gazze'nin yerle bir edilmesine izin verdi.
4. İsrail Toplumu ve Ahlaki Çöküş
Finkelstein'ın analizinin en acı bölümlerinden biri İsrail toplumuna bakışıdır. Netanyahu'nun istisnai bir durum olduğu iddiasını reddeden Finkelstein, Başbakan'ın "Yahudi Üstünlüğü" (Jewish Supremacy) fikrine kapılmış bir toplumun yansıması olduğunu vurguluyor.
Yahudi İsraillilerin büyük çoğunluğunun Gazze'ye yönelik saldırıları desteklediğini ve sivillerin aç bırakılmasında bir sorun görmediğini gösteren anketlere işaret ediyor. Finkelstein, İsrail'i güç ve intikamla sarhoş olmuş "Çılgın bir Devlet" (Lunatic State) olarak tanımlıyor.
5. Nazilerle Karşılaştırma: Güpegündüz İşlenen Suçlar
Ebeveynleri Holokost kurtulanı olan Finkelstein, tartışmalı ama hassas bir karşılaştırma yapıyor. Ölüm sayılarının Holokost ile kıyaslanamayacağını kabul etmekle birlikte, İsrail'in bir açıdan "Nazilerden daha kötü" davrandığını savunuyor: Suçun pervasızlığı ve aleniliği.
Nazilerin suçlarını gizlemeye ve hiçbir şey olmuyormuş gibi davranmaya çalıştıklarını, İsrail'in ise Savunma Bakanı'nın gıda ve suyu kestiğini (kasıtlı aç bırakma) resmen duyurması ve yardım görevlileri ile gazetecileri açıkça hedef almasıyla, dünyanın gözü önünde soykırım yaptığını ve dünyanın sadece izlediğini belirtiyor.
6. Filistin'in Geleceği: Mutlak Umutsuzluk ve İki Devletli Çözümün Ölümü
Son olarak Profesör Finkelstein, "iki devletli çözüm" umudunu siyasi bir tiyatro ve bir "Potemkin köyü" (sahte/göstermelik bir yapı) olarak nitelendirerek reddediyor. İsrail veya ABD tarafında bir Filistin devleti kurma yönünde hiçbir irade olmadığına inanıyor.
Nihai tahmini ise oldukça acı: Gazze'nin tamamen yıkılması ve Arap dünyası ile uluslararası toplumun etkili bir müdahalede bulunmaması nedeniyle, Gazze'deki Filistinlilerin, tıpkı vatanlarını terk etmek zorunda kalan milyonlarca Suriyeli gibi, gitmenin yollarını aramaktan başka çareleri kalmayacak.
Sonuç
Özetle Norman Finkelstein bu röportajda, tamamlanmış ve sona ermiş bir trajediye tanıklık ettiğimizi anlatmaya çalışıyor. Mesajı şudur: Dünya Gazze'nin yok edilmesine izin verdi ve şu an gördüğümüz şey, soykırımı durdurma çabası değil, sadece sonrasının yönetilmesidir. Finkelstein, tüm samimiyetiyle bu felaketin ahlaki sorumluluğunu ABD'ye, İsrail toplumuna ve dünya hükümetlerinin sessizliğine yüklüyor; ancak devletlerden ziyade dünya halklarının değişen kamuoyunda cılız da olsa umut ışıkları görüyor.