Ateşkes Sonrası Gazze Analizi (Ekim 2025)
Finkelstein, bu ateşkesin esasen 7 Ekim öncesindeki statükoya dönüş olduğunu, ancak yıkıcı bir farkla Gazze'nin artık yaşanılamaz halde olduğunu savunuyor: "Anlaşılan şeyin özü, 7 Ekim 2023 öncesindeki status quo ante (eski durum) durumuna geri dönülmesiydi... Ancak çok önemli bir istisnayla: Gazze artık yok. İnsanlar bir toplama kampına hapsedilmiş durumda; ama barınak ve gıda gibi en temel yaşam destek malzemelerinden bile yoksun bir toplama kampına."
12/10/20252 min oku


Ateşkes Sonrası Gazze Analizi (Ekim 2025)
Finkelstein, bu ateşkesin esasen 7 Ekim öncesindeki statükoya dönüş olduğunu, ancak yıkıcı bir farkla Gazze'nin artık yaşanılamaz halde olduğunu savunuyor:
"Anlaşılan şeyin özü, 7 Ekim 2023 öncesindeki status quo ante (eski durum) durumuna geri dönülmesiydi... Ancak çok önemli bir istisnayla: Gazze artık yok. İnsanlar bir toplama kampına hapsedilmiş durumda; ama barınak ve gıda gibi en temel yaşam destek malzemelerinden bile yoksun bir toplama kampına."
1. Tarımın ve Altyapının Tahribatı
Gazze’deki ekilebilir arazilerin kasten yok edildiğine dikkat çekiyor:
"Yeşil bölgedeki tarım arazileri en azından uzunca bir süre için yok edildi... İsrail, insani yardım üzerindeki baskıyı artırmaya devam edecek ve UNRWA (BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı) ile iş birliği yapmayı reddedecektir."
2. 17 Kasım Güvenlik Konseyi Kararı’na Eleştiri
Finkelstein, bu kararı ve Arap devletlerinin buna suç ortaklığı yapmasını sert bir dille eleştiriyor:
"Bu karar, her noktada İsrail'e tam bir teslimiyetti... BM'nin 70 yıllık tarihi ve hukuki emsalleri bir anda buharlaşıp gitti. Bu kararda 'işgal' (occupation) kelimesi bile ortadan kayboldu."
"Arap ve Müslüman devletler bunun gerçekleşmesine izin verdi. Rusya ve Çin veto etmeye niyetliydi; ancak Filistin Yönetimi ve Arap devletleri ABD'nin yanında saf tutunca, veto onlar için siyasi olarak imkânsız hale geldi."
3. Donald Trump’ın Rolü ve "Barış Kurulu"
Gazze'nin esasen özelleştirildiğine inanıyor:
"Bu karar, Gazze’yi kelimenin tam anlamıyla şahsen Donald J. Trump'a teslim etti. Gazze'deki yönetici organın adı artık 'Barış Kurulu' (Board of Peace); başında ise hiç kimseye hesap vermeyen Trump var. 1884 Berlin Konferansı'nda Kongo'nun Kral II. Leopold'a verilmesinden bu yana böyle bir şey görülmedi."
4. Trump’ın Motivasyonu ve Suudi Arabistan ile Normalleşme
Finkelstein, ateşkesin temel amacının Suudi Arabistan'a siyasi bir kılıf sağlamak olduğunu iddia ediyor:
"Trump’ın asıl motivasyonu para ve Körfez yatırımlarıdır. Suudi Arabistan'ın sorunu, gerçek zamanlı bir soykırım devam ederken İbrahim Anlaşmaları’na (Abraham Accords) katılamamasıydı. Gazze'yi haberlerin ön sayfalarından çekmek için bir 'incir yaprağına' (bahneye) ihtiyacı vardı."
5. Filistin’in "Savunucusu" Olarak Aşırı Sağ Kaygısı
Finkelstein’ın yorumlarının en dikkat çekici kısımlarından biri, solcu eleştirmenlerin yerini aşırı sağcı figürlerin almasına dair duyduğu endişedir:
"Filistin haklarının ana sözcüleri artık ben ya da Mouin Rabbani değiliz; artık ABD'deki aşırı sağcılar; yani Tucker Carlson, Nick Fuentes ve Candace Owens gibi isimler. İsrail'e yönelik sert eleştirileri kendi aşırı sağcı ajandalarına alet ediyorlar ki bu son derece kaygı verici bir gelişme."
"Tucker Carlson'ın siyasi duruşu ve demagoji yeteneği göz önüne alındığında, Gazze'nin ana savunucusu olarak benim yerimi almasını hem ironik hem de derin bir şekilde rahatsız edici buluyorum."